İstanbul Sözleşmesi neden feshedildi? Karşı çıkılan maddeler neler?


18 Paylaşım

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi. Nam-ı diğer İstanbul Sözleşmesi. Türkiye 20 Mart gecesi Cumhurbaşkanı kararnamesiyle, İstanbul Sözleşmesinden çekildi. Peki İstanbul Sözleşmesi neydi? AK parti öncü rolüyle bu sözleşmeyi imzalayıp, şimdi ne oldu da sözleşmeyi kötülüyor.

İstanbul Sözleşmesi neden çıktı? Nahide Opuz davası ne?

Nahide Opuz, onu tehdit eden,  defalarca şiddet uygulayan kocasını devlet makamlarına tam 36 kez şikayet etmesine rağmen, korunmaz. Onu koruyamadığını idda ederek Devlete karşı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açar. Ve 2009 yılında karar verilir: Türkiye cumhuriyeti, vatandaşını koruyamamıştır!

Nahide Opuz davası ile Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde, aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle ceza alan ilk ülke olur. Avrupa’da ilk defa bir devlet, Avrupa İnsan Hakları mahkemesi önünde kadın vatandaşına ayrımcılıktan hüküm giymiştir. İşte İstanbul sözleşmesinin temelini de Nahide Opuz davası atacaktır. Artık bu düzene bir çare bulunmalıdır.

2011 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlı olduğu, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi, İstanbul’da toplanır. Oturup kadına yönelik şiddet, ev içi şiddet nasıl son bulabilir diye düşünürler. Avrupa birliğine üye ülkelerde dahi, istatiksel olarak bakıldığında ev içinde kadın ve kız çocuklarının gördüğü şiddet artmaktadır. Kadına karşı her türlü şiddet; global bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Bunun için de uluslararası bir iş birliğine ve dil birliğine ihtiyaç vardır. 

Artık ülkeler, Kadına yönelik her türlü şiddete dur demek için, kadın ve erkek eşitliği için, belli yükümlülükleri yerine getirmeli, elini taşın altına koymalıdır. Türkiye’nin öncülüğünde, Uluslararası bir İNSAN hakları sözleşmesi hazırlamaya karar verirler.

İstanbul Sözleşmesini kimler hazırladı?

Kadın Sivil toplum kuruluşları da dahil edilerek bir sözleşme taslağı hazırlanır. Müzakere aşamasından itibaren Türkiye, bu sözleşmede etkin bir rol oynayacaktır. Prof. Dr. Feride acar, Prof. Dr. Yakın Ertürk gibi Türk akademisyenlerin, ak parti milletvekili Nursuna Memecan’ın, Fatma Şahin’in katkılarıyla da Devlete bazı sorumluluklar yükleyen bir metin hazırlanır. 11 Mayıs 2011’de imzaya açılır. İstanbul’da imzaya açıldığı için de ‘İstanbul Sözleşmesi’ ismiyle anılır.

Türkiye; vatandaşlarını koruyamıyor imajını düzeltmek için, İstanbul Sözleşmesi’ni en hızlı imzalayıp yürürlüğe koyan ülke olur. Bu ilk imzayı Türkiye adına, O zamanlar Dışişleri Bakanı olan Ahmet Davutoğlu atar. Sıradaysa bu uluslararası sözleşmenin mecliste kabulü vardır. Meclise sunulan İstanbul Sözleşmesi,  AKP, CHP, MHP ve BDP’nin oybirliğiyle 246 kabul ve sıfır red oyuyla Meclis’te onaylanır. Böylece Türkiye, 4 mart 2012’de sözleşmeyi ilk onaylayan ülke olur.

İstanbul sözleşmesi, Kadına karşı şiddeti bir insan hakkı ihlali  ve ayrımcılık türü olarak tanımlayan,  hukuki bağlayıcılığı bulunan uluslararası belgedir. Sözleşme kadına yönelik şiddeti, kadına yönelik ayrımcılığın bir türü ve bir insan hakkı ihlali olarak kabul eder.

İstanbul Sözleşmesi devlete ne gibi yükümlülükler veriyor?

Diyor ki; sen devlet olarak şiddete uğrayan bir kadının güvende olması için yeterli sayıda sığınma evi açacaksın. Günün her saati ücretsiz telefon yardım hattın olacak. Soruşturma ve yargılama sürecinde mağdurlara özel koruma tedbirlerinden yararlanmalarının sağlayacaksın. Mağdurlara ve çocuklara psikolojik ve hukuki danışmanlığın yanı sıra tıbbi yardım da sağlayan özelleşmiş destek hizmetleri düzenleyeceksin. Gelenek, töre, din ya da ‘namus’ gerekçelerini, herhangi bir şiddet eyleminin bahanesi, gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlayacaksın. Namusu gerekçe göstererek cezada indirime gitmeyeceksin. Mağdurlar üzerinde çalışan profesyonel kadroları eğiteceksin. Eğitimin her kademesinde, eşitliği ele alan konuları ders müfredatına  dahil edeceksin.

Özetle İstanbul Sözleşmesi’ne göre, taraf devletler kadınların güçlendirilmesi için çeşitli uygulamalar ve politikalar geliştirmek zorundadır. Kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmak için kolları sıvamalıdır. Sözleşmeyi onaylayan ülkeler işte bunlar gibi taahhütler vermiştir. Ülkemizde 2012 yılında onaylanan sözleşme 2014’te yürürlüğe girer.

istanbul sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesinin karşı çıkılan maddesi ne?

İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girmesinden 6 yıl sonra sözleşmeyi destekleyenler bu defa sözleşmeyi eleştirmeye başlar. 30 sayfalık sözleşmede yıllar sonra bir kelime keşfedilir: ‘Cinsel yönelim’ İstanbul sözleşmesinin LGBT Lobisinin işi olduğunu, ülkemizin değerlerine uymadığı bu yüzden de sözleşmeden ayrılmanın gerektiğini savunurlar. Peki Ne diyo bu maddede aynen söyleyelim:

Madde 4:

“Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.”

Yani diyor ki kadın olması, erkek olması, Hristiyan olması ya da cinsel yönelimi fark etmez, hiçbir ayrım gösterilmeden bütün ‘insanlar’ için şiddetin karşısında durulmalı ve şiddet gören birey korunmalı. İşte karşı çıktıkları madde bu. Mağdur şiddete uğradığında devletin hiçbir ayrım yapmadan ‘bireyi’ koruması. Cinsel yönelimin kullanılması bu bireyleri onaylamak, birlikteliklerini meşru saymaktır diyorlar.

İstanbul Sözleşmesi bir ‘Cinsiyetsizleştirme’ projesi mi?

Nedir bu toplumsal cinsiyet eşitliği? Toplumun erkeğe ve kadına uygun gördüğü roller, davranışlar ve eylemler. Sözleşme, erkek ya da kadın fark etmeksizin toplumsal cinsiyet rollerine karşı durulmalı diyor.

Toplumsal cinsiyet kadın ve erkeği eşit bireyler olarak algılamaktan bahsederken, toplumsal cinsiyet eşitliği lafını çarpıtarak, “Bu proje bir cinsiyetsizleştirme projesidir Kadın ve erkeği tamamen eşit bireyler olarak alamazsınız. Bu sözleşme cinsiyet rollerine savaş açan, kadını erkekleştirme, erkeği kadınlaştırma politikaları  uygulamaktadır” diyorlar.

“Bu sözleşme zinayı meşrulaştırıyor”

“Sözleşmenin 3. maddesinde yer alan ‘aile’ kavramının içine birlikte yaşayan bireyler’ de dahil ediliyor. Yani sözleşmede evli olmayan bireylerde korunmaktadır. Meşhur Ensar vakfı İşte bu maddede yer alan ‘aile’ kavramının içine ‘birlikte yaşayan bireylerin’ de dahil edilmesine karşı çıkarak “Bu sözleşme zinayı meşrulaştırıyor” diyor.

Ancak İstanbul sözleşmesinde  “Resmi çeviri ‘aile içi’ şiddet olarak tercüme edilmişken, metnin orijinal dilinde zaten‘ev içi’ şiddetten bahsediyor. Yani oraya aile kavramını hükümet koyuyor. Sözleşmenin orijinal dilinde aile içi değil, ev içi şiddetten bahsediliyor.Ev içi şiddet kavramının içine de kadın, erkek, çocuk, yaşlı herkes dahil ediliyor.

“Kadının beyanı esastır”

istanbul sözleşmesi

İstanbul sözleşmesine göre hazırlanan 6284 sayılı kanunda ‘mağdurun beyanı esastır’ ibresi yer almakta.  Şiddet mağduru kadın da olabilir erkek de. Bu yüzden bu kanundan iki cinsiyet de faydalanabilir. Bir erkek de zorla evlendirilmek istenebilir kadın da. Ama kamuoyunda bunu mağdurun değil, ‘kadının beyanı esastır’ gibi göstererek, 6284 sayılı kanun kaldırılmak istenmekte.

“İstanbul Sözleşmesi yüzünden boşanma oranları artıyor”

AK Partinin MYK toplantısında Erdoğan’a sunulan rapora göre 2014’te 202 bin 17 boşanma davası açılırken bu sayı geçen yıl 248 bin 640 oldu denilerek İstanbul Sözleşmesi’nin boşanma davalarına etkisini tartışıyorlar.

Bazı kurmaylar İstanbul Sözleşmesi’nin kadının kendisini savunmasına ve mahkemeye gitmesine olanak sağladığını bunun iyi bir gelişme olduğunu savunurken, Bazı kurmaylar ise Sözleşme yüzünden boşanmaların arttığı türk aile yapsının zarar gördüğünü savunur.

Kaldırılmasını isteyenler kim?

Abdurrahman Dilipak gibi isimler de sözleşmeyi çirkin bir dille eleştirir. Özellikle Cemaat ve tarikatların başını çektiği dar bir güruh İstanbul sözleşmesinden ayrılmak gerektiğini savunur. Mesela İsmailağa Cemaati’nin, resmî internet sitesinde yayınladığı bildiride  İstanbul sözleşmesinin İslâmi değerlere savaş açtığını, kadına yaratılış amacının aksine misyonlar yüklediğini ve bu yönüyle  “ahlâki yapımızı ve ecdadımızdan bize intikal eden aile medeniyetimizi yıkmayı hedeflediği bildirilerek sözleşmenin feshedilmesini talep ettiklerini yazarlar.

Erdoğan,  Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesinin bağlayıcı olmadığını söyleyerek, “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projeleri’ne karşı oluşan rahatsızlığı” anladığını söyler. AK Partili Metiner “İstanbul Sözleşmesi’ne ‘evet’ oyu verdiğim için pişmanım. Neye evet dediğimizi bilmeden evet dedik” der. Numan Kurtulmuş İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması  gerçekten yanlıştı derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Gözden geçirin, halk istiyorsa kaldırın” der.

AK Parti’nin içinde İstanbul Sözleşmesini isteyenler var mı?

AKP’nin kendi içinde farklı düşüncede olanlar var. Özellikle de kadın tabanında. Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş gibi isimler sözleşmeden çıkmanın doğru olmayacağını savunuyor.

AK Parti İstanbul Milletvekili Canan Kalsın, İstanbul Sözleşmesi’nin yüzde 100 yerli olduğunu söyleyerek  “Amacı şiddet uygulananı şiddetten korumak olan bir sözleşmenin toplumu bozduğunu söylemek akla ziyan bir tutum ve düşüncedir” diyor. Yine AK Parti Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya “Yıllardır yürürlükte olan bir sözleşmenin gündeme oturtulmasını manidar buluyorum” der. TÜSİAD, Koç Holding, Sabancı Vakfı ve Borusan’dan İstanbul Sözleşmesi’ne destek mesajları yayımlanır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da yönetiminde olduğu Kadın ve Demokrasi Vakfı da (KADEM) İstanbul sözleşmesine sahip çıkarak, “Bu sözleşmenin eşcinsel yönelimlerin meşrulaşmasına sebep olduğunu iddia etmeken hafif tabirle kötü niyetliliktir” diye açıklama yapar. 

İstanbul sözleşmesinden ayrılmamızın ardından rahatlıkla kadını fiziksel şiddetten koruyan birkaç düzenleme yapabilir. Ama İstanbul sözleşmesinde kadınlar için çok daha önemli kazanımlar vardı.

Melek İpek hakim karşısında kabus gibi geçen hayatını anlattı


Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzdün be admin Üzdün be admin
9
Üzdün be admin
Doğru olmamalı Doğru olmamalı
11
Doğru olmamalı
Ne diyosun Ne diyosun
1
Ne diyosun
Kral hareket Kral hareket
6
Kral hareket
Bayıldım Bayıldım
5
Bayıldım
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
4
Şaşırtıcı

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı