Melek İpek hakim karşısında kabus gibi geçen hayatını anlattı


Antalya’da kendisine işkence uygulayan 12 yıllık eşi Ramazan İpek’i öldürdüğü için tutuklanan ve müebbet hapsi istenen Melek İpek dün ilk kez hakim karşısına çıktı. Melek İpek eşinin uyguladığı sistematik şiddeti hakime bir bir anlattı. Yaşadıkları herkesi şok ederken sosyal medyada Melek İpek için müebbet istenmesi büyük tepki topladı.

Ne olmuştu?

Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde servis şoförlüğü yapan Ramazan İpek 12 yıllık eşi Melek İpek’i 7 Ocak gecesi kelepçe takarak çıplak şekilde saatlerce dövdü. İşkence ve dayaktan gözleri şişen ve moraran Melek İpek birkin bir halde iken, eşi Ramazan İpek kendisini ve  9 ve 7 yaşındaki 2 çocuğunu öldüreceğini belirterek sabaha karşı evden ayrıldı. Birkaç saat sonra eve dönen Ramazan İpek, karşısında elleri kelepçeli halde av tüfeğiyle bekleyen Melek İpek’i buldu. Melek İpek, tüfekle eşini vurup öldürerek 112  Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Sağlık ekipleri, Melek İpek’i çıplak ve elleri kelepçeli buldu. İki çocuğunu ve kendi hayatını son anda kurtaran Melek İpek’in Kelepçeleri açılarak ambulansta müdahale edildi.

Savcı “Meşru müdafaa” yok demişti!

Melek İpek’in kelepçelenerek saatlerce dövülmesine, çocuklarının öldürüleceğinin söylenmesine rapmen Savcılıktan ilginç bir iddianame hazırlandı. Olaya ilişkin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olayın meşru müdafaa olmadığı, sanığın ‘kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası ile yargılanmasını istenmişti. Hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Ve dava ilk kez dün görüldü.

Melek İpek’in savunması

Melek İpek dün ilk kez hakim karşısına çıktı. İlk duruşması Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, İpek tutuklu bulunduğu Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde SEGBİS aracığıyla katıldı Yaşadıklarını herkesi şok etti.

Melek İpek, olay nedeniyle üzgün olduğunu söyleyip Ramazan İpek’in ailesine başsağlığı dilemesinin ardından “Artık utanmadan, korkmadan tüm yaşadıklarımı anlatmak istiyorum” dedi. 2006 yılında lise ikinci sınıfta okurken tanıştıklarını, tek hayalinin matematik öğretmeni olmak olduğunu ve okulda çok başarılı bir olduğunu anlattı. İşte Melek İpek’in savunması:

“Arkadaşlarımın ısrarıyla eşimle görüştüm. Askerden yeni gelmişti. Eşim beni düğünde görmüş, beğenmiş. Birkaç ay görüştük. Babamdan bir tokat bile yememiştim. Henüz arkadaşlık aşamasındayken kıskançlıkları başlamıştı ve şiddet başladı. “3 aylık arkadaşlığımı bitirmek istedim. ‘Hayallerim var’ dedim. Okumak istediğimi söyledim. Arkadaşlarım vasıtasıyla son kez görüşme teklifini kabul ettim. Son kez teklifini kabul ettim ve ilk kez o gün okula gitmedim. Beni Ekşili Mahallesi’ndeki Ekşili Göleti’ne götürdü. Gündüz vakti etrafta kimse yoktu. Motordan iner inmez bana saldırdı ve beni soymaya başladı. Çığlık attım. Bağırdım, kurtulmaya çalıştım. Sesimi kimseye duyuramadım. Gücüm de yetmedi.  Bana orada zorla sahip oldu. Beni çok sevdiğini ve ayrılmamam için bunu yaptığını söyledi. Ailem görmesin diye beni evin yakınlarına bıraktı. Evde annem-babam yoktu. Duşa girdim. Ağladım, düşündüm. O saatten sonra kime ne diyebilirdim ki. Bana iyi davranıyordu, evleneceğimizi söylüyordu. Ailesi ile kavga etti. Ailesi evden kovdu. Evlenmemize önce karşı olan babam, sonra kabul etti. Aileme bana yaptıklarını söylemedim. Lise üçüncü sınıfı bitirdim. Ailesi istedi ve bir süre sonra nişan yapıldı. Nişanlıyken görünür yerlerime vurmuyordu. Ailemin yanında bir yıl kaldı. Bana şiddeti daha nişanlıyken başlamıştı. İstemediğim ilişkiden dolayı evlenmeye mecbur hissediyordum. Bu nedenle de aileme bir şey diyemiyordum. Ailesini çağırdık ama düğünümüze gelmediler. Düğünden sonra babam evimizi dizdi ve sonrasında evimize geçtik. Eşim güvenlik olarak çalışıyordu. Ben de bir süre çalıştım. 2010 yılında eşimi ikna ederek üniversite sınavına girdim. Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Çevre Koruma ve Kontrol Bölümünü kazandım ama eşimin kıskançlığı yüzünden 1,5 yıl okuduktan sonra bırakmak zorunda kaldım

Kucağımda bebek varken beni kabloyla dövmeye başladı

Melek ipek eşi

“Hamileliğin ilk aylarında sıkıntı yaşamadık ama hamilelik ilerledikçe, doğuma yaklaştıkça çocuğa zarar vereceğini düşünerek beni ters ilişkiye zorluyordu. Ben her seferinde ağlıyordum ama kendisi zevk alıyordu. Doğuma az süre kalmıştı. Erkek kardeşi Hüseyin ile birlikte Melike diye bir kızı getirdi. Erkek kardeşinin kızı kaçırdığını, yaşının küçük olduğunu, kimseye bahsetmemem gerektiğini söyleyerek bir süre bizde kalacağını belirtti. Ben kabul etmedim ama kız bizde kaldı. Ben doğum yapmadan daha eşim o kızla yakınlaşmaya başladı.Bunu hissettim ama konduramadım. Melikeyi alnından öperken gördüm ama eşim sobadan fırlayan külü temizlediğini söyledi. Kıza neden geldiğini sorduğumda, kendisini Hüseyinin kaçırdığını söylüyordu. Doğum yaptıktan sonra 10 gün kadar annemlerde kaldım. Evime geldiğimde kız yatak odamda çıplaktı. Ben sinir krizi geçirdim. Kızım kucağımdaydı. Kıza evden gitmesini istedim. Sesimi kıza karşı yükseltince kucağımda çocuk varken beni kabloyla dövmeye başladı. Çocuğumu ölümle tehdit etti. Kablo çocuğuma da denk gelmişti ve hatta kafası kanamıştı.”

“Ayrılmak istediğimde ölümle tehdit etti”

Bekarken de ayrılmak istediğini söylediğini sözlerine ekleyen Melek İpek, “Annemi, babamı ölümle tehdit etti. Özellikle kız kardeşime gözümün önünde tecavüz etmekle tehdit ediyordu. Çocuk olduktan sonra bu kez çocuğu öldürmekle tehdit etmeye başladı. Melikenin gitmesi için çok ısrarcı oldum ama beni yine tehdit ediyordu. Ailem bizim eve geldiğinde Melikeyi arkadaşım olarak biliyorlardı. 2012 yılıydı. Melike yaklaşık 3 ay bizde yaşadıktan sonra ayrıldı. Melike ile görüşmeye devam ettiğini tahmin ediyordum. Eşimin şiddeti sürdü. Gece rüyasında benim onu terk ettiğimi görür, kalkar beni döverdi.” dedi.

Bir gün kardeşi Göksel ile eşinin kavga ettiğini, kendisinin ayırmaya çalıştığını belirten İpek, “Ben eşimi alıp eve götürdüm. Evde bana Sen neden araya giriyorsun? diyerek beni ütüyle dövdü. Ütüyü de sırtımda kırdı. Silahı alarak evden çıktı. Kardeşimi öldüreceğini söylüyordu. Annemi- babamı aradım. Oraya geleceğini söyledim. Babamın arkadaşı da evdeydi. Sonra kardeşimi orada görememiş. Beni arayarak Kardeşini göremedim. Gelip seni ve çocukları öldüreceğim dedi. Ben de çocukları alarak kayınpederimin evine gittim. Sırtımdaki yaralara annesi krem sürerek ağladı.” dedi.

“8 yaşındaki kızım dayak yediğinde ağlayamıyordu. Çünkü ağladığında daha çok dayak yiyordu”

“Beni balkondan atmaya çalıştı. Yüzüme, gözüme vurdu. Evden kaçmaya çalışırken bana kelepçe taktı. Kendisi özel güvenlikken kelepçesi vardı. Beni koltuğa oturttu. Ellerim kelepçeli, gözlerim mor şekilde fotoğraflarımı çekti. Amcasının oğlu ile bir yere giderken beni elleri kelepçeli bıraktı. Sonra kızımı okuldan getirdiğinde kelepçeleri açtı. Genelde 8 yaşındaki büyük kızımı dövüyordu. Ama ağlayamıyordu. Çünkü ağladığında daha çok dayak yiyordu. Evde bulunan avda kullandığı av tüfeği ve bıçak gibi silahlarla tehdit ediyordu hatta onları da yüzüme ve vücudumun çeşitli yerlerine vurarak darbediyordu. Aniden kızıp, bana ve çocuklarıma şiddet uygulardı. Alenen öldürmekle tehdit ederdi”

Yaşadığı işkenceyi saldırganın ailesine anlattığını ancak ailesinin “Bir şey olmaz, severken iyi de döverken mi kötü, ileride düzelir, çocuklarınız var” sözleriyle olayın üstünü örtmeye çalıştığını belirten

İpek’in beyanından sonra mahkeme başkanının, İpek’e “Neden polisi aramadın? Polise gitseydin, devlet seni korurdu” demesi dikkat çekti. İpek’in savunması ardından mahkeme heyeti, celseye ara verdi. Aranın ardından duruşma tanıkların dinlenmesi ile devam etti.

Olay günü neler olduğunu anlattı

 İpek, iddianamede yer alan ifadesinde olay günü yaşananları şöyle anlattı:

“7 Ocak’ta karşımdaki koltukta oturan eşim ‘Ben boşanmak istiyorum’ diye mesaj attı. Ben de ‘sen bilirsin’ cevabını yazdım. Mesajlaşarak boşanma konusunda anlaştık hatta çocukların velayeti konusunu bile yazıştık. Eşim ‘Çocukların velayeti hakkında konuşmak istiyorum, madem gelmiyorsan çocukların biri sende biri bende kalsın’ diye mesaj attı. Ben de ‘İkisi de sende kalsın ayırmayalım, ben nasıl olsa daha sonra senden çocukları alırım’ diye mesaj attım. Bu şekilde boşanmamız üzerine mesajlaştık. Ondan sonra hiçbir tartışma olmadı. Çocuklarla odada yatmaya hazırlanıyorduk. Yatağın kenarında çocuklarla ayaktayken odaya av tüfeğiyle girerek ‘Seni öldüreceğim, Kelime-i Şahadet getir’ dedi. Yanımdaki çocuklarımı hemen arkama aldım. Eşimin çok kararlı olduğunu, ateş edeceğini anlamıştım” dedi

“Sana önce çocuklarının acısını yaşatacağım, sonra seni öldüreceğim”

Saat 22.30 sıralarında çocuklarıyla uyku saati geldiği için yatmak için hazırlandıklarını söyleyen Melek İpek, şunları anlattı:

“Eşim benim adıma ruhsatlı olan yivli av tüfeğiyle içeri girdi. Tüfeğim normalde salonda duvara dayalı kılıfın içinde dururdu. Bana ‘Son duanı et kelimeyi şahadet getir’ dedi. Tüfeği bana doğrulttu. Ben de öldürmemesi için yalvardım. Tüfeği ateşleyeceğini anlayınca çocuklarımın önüne geçtim. İki kızım birbirine sarılmış ağlıyorlardı. Eşimin elindeki tüfeği elimle ittim, amacım çocuklarımı uzaklaştırmaktı. Bu esnada eşim ateş etti, çıkan mermi camdan dışarı gitti, biz yaralanmadık. Eşim tekrar tüfeği bana doğrulttu, ben tekrar öldürmemesi için yalvardım. Bu sefer tüfeği çocuklarımıza yöneltti. Beni ‘Sana önce çocuklarının acısını yaşatacağım, sonra seni öldüreceğim’ diye tehdit etti. Ben iki kızımın eşim tarafından öldürüleceği düşüncesi ile çok korkup kızlarımın üstüne kapandım “Bu sefer tüfeğin dipçiği ile kafama vurdu. Bundan dolayı gözüm, yüzüm, kolum ve omzumdan yaralandım. Beni saçımdan sürükleyerek diğer odaya getirdi burada yumruk ve tekme ile yüzüme ve vücuduma vurdu. Cebimdeki telefonu aldı kafama ve yüzüme telefonla vurdu. Çığlık attığım için susmamı söyledi ve boğazımı şiddetli bir şekilde sıktı. Bunun etkisiyle gözlerim yerinden çıkacak gibi oldu, karardı. Diğerlerine daha azını mı yaptığımı düşünüyorsun’ diye bağırdı. Elinden kurtuldum, kaçmaya çalışırken yakaladı yumruk ve tekme atmaya başladı. Çığlık atmaya devam edince tekrar boğazımı sıktı bu esnada ben bayıldım. Baygınken tecavüz ettiğini acıyla hissettim.

“Uyandığımda kendimi çıplak vaziyette buldum”

“Ellerim kelepçeliydi. Boynum ellerime, ellerim ayaklarıma, eşimin avda kullandığı naylon iple cenin pozisyonunda olacak şekilde banyoda buldum. Eşim bana soğuk su tutuyordu. Kendime biraz geldiğimde eşimin ben baygınken tecavüz ettiğini acıyla hissettim. Bu arada ben üşüdüğüm için tir tir titriyordum. Eşim ise banyoda çıplak vaziyette bir şey olmamış gibi duş alıyor, duvarları yıkıyordu. Duvarda ve klozetin üstünde kan izlerim vardı, bunları yıkıyordu. Banyoyu temizledikten sonra ayrıldı”

Eşinin 15-20 santim uzunluğundaki Rambo bıçağıyla yanına döndüğünü belirten Melek İpek, “Ben yerde cenin pozisyonunda olacak şekilde banyoda bekliyordum. Sol göğsümün altına bıçağı dayadı, sol eli bıçağı tutuyordu. Sağ eliyle baskı yapıp ‘Buranın biraz daha altından bıçaklarsam ciğerine girer, biraz üstüne sokarsam kalbini delerim ama buradan yaparsam daha çok acı çekerek ölürsün’ derken vücudumun farklı bölgelerinde bıçağı gezdirerek ucunu hissettiriyordu. Ben o an bıçakla keseceğini hissettim sürekli ağlayarak öldürmemesi için yalvarıyordum. Çığlık atıp yardım isteyemiyordum, çünkü bağırdığım takdirde öldüreceği yönünde tehdit etti.” dedi.

Eşinin kendisine banyoda işkence ettiği sırada çocuklarına bağırdığını aktaran Melek İpek, “Çocukları odadan çıkmamaları konusunda uyardı. Çocukları görmedim ve seslerini duymadım. Ellerimi çözdü, kelepçeyi çıkarttı. ‘Duşunu al kapıda bekliyorum’ dedi. Kapıyı açık bırakarak banyonun önünde beni izledi. Ben duşumu aldım havluya sarıldım eşimle birlikte diğer odaya gittik. Bu esnada beni öldürmekten vazgeçtiğini düşünüp rahatladım. Tekrar kelepçeyi getirdi kaçmaya yeltendim ancak başaramadım. Beni yakaladı ellerim arkada olacak şekilde çok sıkı kelepçeledi”

“Gecenin karanlığında değil gündüz gözü ile öldürüp parçalayacağım”

Melek ipek

Melek İpek, eşinin odada bulunan çekyatı yatak haline getirdiğini, kendisinin çıplak bir şekilde yatmasını istediğini ileri sürdü. Elleri ters kelepçeli olduğu için canının yandığını ifade eden Melek İpek, şöyle devam etti:

“Yatamıyordum. Kelepçeyi çıkarmasını istedim. Bana ‘Sessiz yat yoksa balkondan aşağı atarım seni. Gecenin karanlığında değil gündüz gözü ile öldürüp parçalayacağım’ dedi. Kızlarım diğer odada idi. Büyük kızım C.’nin kusma sesi geldi onlara bağırarak ‘Yatın uyuyun öldürtmeyin kendinizi’ dedi. Yerde yer yatağında yattı ben yatakta ters kelepçeyle dönmeye çalıştıkça koltuktan ses çıkıyordu. Yanıma geldi kelepçeyi söktü ve önden ellerimi kelepçeledi ve yerdeki yer yatağının yanına yatırdı. Ben açık olan kanepenin alt boşluğunda idim. Beni buraya sıkıştırarak hareket etmemi engelledi. Bu şekilde eşim uyudu ben korku ve üşüdüğüm için sabaha kadar uyuyamadım. Sabah ezanı okunurken kendimden geçmişim. Eşim beni uyandırarak servisi yapıp geleceğini söyledi. Ben gelinceye kadar burada bekle geldiğimde yarım kalan işimi halledeceğim’ diyerek gitti. Evin dış kapısını kilitlemedi. Akşam ateş ettiği silah salonda duvara dayalı şekilde duruyordu. Baktım mekanizması yoktu. Beni öldürmesin diye silah aradım, ancak bulamadım.

‘Babamız bizi öldürecek mi?’

Evde sabit telefonları olmadığını, kızlarının cep telefonunu eşinin sakladığını ve bulamadığını belirten Melek İpek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çocuklarım sürekli bana ‘Babamız bizi öldürecek mi?’ diye soruyordu. Kelepçenin anahtarını aradım, bulamadım. Kızlarım ile birlikte çay kaşığı ve saç tel tokaları ile kelepçeyi açmaya çalıştık ama açamadık. Kızım C.’nin yardımıyla üstümü çarşaf ile sardım ve komşumuz Turgut Yaraşlı’nın evine gittim. “Evleriminiz arası yaklaşık 100 metre uzaklıktadır. Bunun sebebi eşim bazen milli parklardan ceza yememek için tüfeğini Turgut’un evine bırakır. Kapıyı Turgut’un eşi Semra Yaraşlı açtı, bana ‘Ne bu halin’ diye sordu. “Ben de korkumdan bir şey söylemek istemedim. Sorularını ‘Yine kavga ettim’ diye geçiştirdim. Kendilerinde eşimin tüfeğinin olup olmadığını sordum. Semra bana tüfeğin kendilerinde olmadığını söyledi. Ben de eve gittim. “Semra benim kelepçeli olduğunu görmemesi için ellerimi örtmüştüm. Evde çocuklarım ile birlikte eşimi beklemeye başladık. Çocuklarım sürekli bana ‘Babamız bizi öldürecek mi?’ diye soruyordu. Hatta C. korkudan altına işedi. Bu arada eşimin arabasının sesini duyunca kızlarım, ‘Anne babam geldi, bizi öldürecek mi? diye korkudan ağlamaya başladılar. Ben çocukların olduğu odadan çıktım evin girişindeki soldaki ilk odaya girdim. Eşim aşağıdan küfrederek ve bizi öldüreceğini söyleyerek eve çıkıyordu. Kapıya tekme atarak içeri girdi. Evin içinde bağırmaya başladı. Ben odanın bir köşesinde sinmiş bir şekilde duruyordum. Son anda kuş silahını gördüm’

Tam bu sırada daha önceden görmediği odadaki küçük kuş silahının gözüne çarptığını anlatan Melek İpek, “Ellerim kelepçeli olmasına rağmen silahı elime aldım. Derdim bana sabaha kadar sistematik işkence yapan eşimi korkutmaktı. Bu arada odanın kapısı sert bir şekilde açıldı. Eşimle yüz yüze geldik. Aniden üstüme atılmaya kalkıştı. Bir arbede yaşanırken kontrolsüz şekilde silah patladı. Ben önce öldüğümü düşündüm. Sonra eşimin odanın kapı girişinde yığıldığını, kan aktığını gördüm. Hemen eşimin cebindeki cep telefonunu aldım. Telefonunu açmaya çalıştım. Şifresini bilmediğim için açamadım. Telefonu yüzüne gösterdim şifrenin açılması için. Ancak açılmadı. Sonra acil aramalar çıktı bende 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradım. Eşimi vurduğumu acil, jandarma ve ambulansa haber verilmesini istedim. Yaşananların şokuyla eşimin başında çömelmiş vaziyette bekledim. “Kapı çaldı jandarma ve ambulans geldi. Kelepçelerimi jandarma çözdü, ben de üzerimi giyindim. Daha sonra işlemler için gözaltına alındım. Ben bu yaşananlardan dolayı üzgünüm ve pişmanım. Melek İpek “Ancak böyle kötü bir olay olmasaydı ben ve 2 kız evladım ölmüş olacaktı. Bana sabah kadar işkence yapan eşimi, namusumu temizledim.”

Melek İpek’in ifadesinin ardından iddianamede Ramazan İpek ile ilişkisi olduğu öne sürülen bir kadının da ifadelerine yer verildi. Kadın, maktulün eşi gibi kendisine de şiddet uyguladığını anlattı. Ramazan İpek’in kendisini ölümle ve ailesine zarar vermekle tehdit ettiğini söyleyen kadın, korktuğu için şikayetçi olmadığını belirtti.

Mahkeme heyeti, Melek’in tutukluluk halinin devamı yönünde karar verilirken, bir sonraki duruşma 2 Nisan tarihine ertelendi.


Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Yaa allah aşkına o kadar erkek kadına şiddet yapıp öldürüyo 5 yıl hapse giriyo bu kadın ona her gün işkence yaptıgı, kızları ve yanlışlıkla onu öldürdü bu mu mühetbed hapis alıyo hakimlerin tarafsız oldugu dogru degil bence